close

Ben gezi bloggeri değilim. Gezip tanıtım yapmam, kimseden para aldığım yok, reklamla zaten işim olmaz. Ama Kars gezim sırasında attığım tivitler ve paylaşımlar yüzünden birçok kişi “şunları bir yerde toplasana abi ya” diye geri dönünce yazma gereği duydum. Sanırım böyle bir talep olmasındaki en büyük etken Karslı olduğum halde kendi memleketimi 30 yaşımdan sonra ilk kez görmüş olmam olabilir. O yüzden biraz da şansın yardımıyla benim için çok doyurucu bir yolculuk oldu.

Bu yazı –en azından bir yenisi gelene kadar- Kars’a kışın gidecekler için değil, yazın gidecekler için de değil.  Bu yazı tam ikisinin arasında, kimsenin gitmediği o sonbahar döneminde gidecekler için. E tabii ki içindeki şeyler her mevsim de işe yarayacaktır. O zaman başlayalım:

KARSA YOLCULUK

Öncelikle Kars’a gidiş gelişimizi uçakla gerçekleştirdik. Çok ufak bir havaalanı var ve şehre taksiyle 15 dakikalık bir mesafede. O yüzden şehrin içerisinde diyebiliriz. Zaten İstanbul gibi büyük bir şehirden geliyorsanız emin olun sizin için çok ufak bir yer olarak kalacaktır. Taksiyle şehir merkezi 30-40 tl arası tutuyor.

Benim de doğu ekspresi ile gitme hayalim var ama malum onu organize etmek biraz zor. Çünkü tren biletleri bir ay öncesinden satışa çıkıyor. Hem bileti alıp hem de ucuz uçak bileti kovalamanız çok zor. Ucuz uçak biletini aylar önce alırsanız da tren bileti bulamayınca bilet elinizde patlayabilir. Bu yüzden ya risk alın, ya para harcayın, ya da sadece uçakla gidip gelin. Ben artık memlekete gitme olayını daha fazla ertelememek ve şehri tecrübe edebilmek için ucuz uçak bileti fırsatını kaçırmadım ve gittim. İyi ki de gitmişim.

Ha bu arada, Kars’a uçakla gidip dönüşü trenle yaparsanız işiniz kolaylaşır. Dönüş biletlerini bulmakta zorluk olmadığından uçağınızı önceden de alabilirsiniz. Üstelik yol yorgunu olacağınız için trende de güzelce dinlenirsiniz. Zaten yerel halkın tavsiyesi de bu yönde. Lakin tren Kars’tan sabah erken saatte hareket ediyor. Planınızı ona göre yapın

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Gülmediğine bakmayın, hep gülüyor ama denk gelmiş böyle 🙂

Kars çok gelişmiş bir şehir değil. Bu yüzden öyle kiralık araç firmalarıyla dolu değil. Ama tabii ki hava alanında ve şehir merkezinde araç kiralama firmaları var. Genellikle yerel halk kendi araçlarını kiralıyormuş. Biz, bir arkadaşımızın tavsiyesine uyarak taksi kiraladık. Taksici sizi tüm gün gezdirip, şehrin tarihini de anlatıyor. Rehberlik yapıyor yani. İlk kez gidecekler için gayet iyi bir avantaj. Özellikle kışın gidenler bence kesinlikle araç kiralamayıp böyle bir şey yapmalı, çünkü Kars’taki kar ve soğuğu düşününce açıkçası aracı kullanan ben olmak istemem.

Biz rehber taksici abimizden çok memnun kaldık. Numarasını bir arkadaştan almıştım. Tam bir Karslı’ydı. Zaten gezerken hiç yabancılık çekmedim çünkü herkes bizim akrabalara benziyor 🙂 İnsanların konuşma şekline ve davranış biçimine alışkın olduğum için evimdeymişim gibi hissetmek güzel bir duyguydu. Gelgelelim, Kars insana güzel bir güven duygusu veriyor. İnsanları cana yakın, tüm sokaklar zaten dönüp dolaşıp aynı yere çıktığı için insan kendini kaybolmuş gibi hissetmiyor. Ayrıca öyle zannedildiği gibi muhafazakar ve tutucu bir şehir de değil. Gittiğiniz her yerde Atatürk fotoğrafı ile karşılaşabilirsiniz.

Yine de herkes kısa kolla gezerken siz kafanızda bere ile dolaşıyorsanız dikkat çekiyorsunuz tabii. Öyle bir hava vardı ki, estiği anda üşüyüp, güneşi görünce pişiyorsunuz. O yüzden sonbaharda dört mevsimlik kıyafetle gitmekte yarar var. Mesela şöyle bir an yaşadığıma yemin edebilirim. Yolda yürüyoruz, binaların altındaki gölgeden geçerken montumu giyip, yolun karşısına güneş gören yere geçince gömlekle gezdim. Aradaki mesafe 5 metre!

Taksiciye dönelim. Bu iş biraz pahalı denebilir. Yani karar sizin. Biz turizm mevsiminde değilken 450 lira para verdik. Ama bunun içinde hava alanına gidiş geliş transfer, tüm gün rehberli gezi vardı ve gün gerçekten dolu doluydu. Çıldır-Ani ve Boğatepe’yi gezdik. Toplam tutarı araçtaki kişi sayısına bölünce insana fazla gelmiyor ama ağızdan bir kerede 500 lafı falan çıkınca biraz korkutuyor tabii. Ne olur ne olmaz siz gitmeden önce arayıp fiyat alın. Pazarlığa açıklar. Bizim taksicimiz İsmet Abi ile gitmenizi tavsiye ederiz. Çok iyi bir adam. Selamımı söyleyin, indirim yapar. Numarası: 0536 835 28 41

NE YİYECÜÜÜZ

Dedim ya Karslı olduğum için yemek konusunda zaten beni şaşırtan bir durum olmadı. Ama şunu söylemeliyim ki PAHALI. Bir kaz buduna 50 lira vermek hoş değil. Biz kışları bütün kazı 150 liraya falan alıyoruz. Ama burada tabii Kaz etinden bahsediyoruz ve onun esas vatanı Kars. Bu yüzden insan haliyle bari bir kere de olsa deneyeyim diyor.

Kaz’ı internet tavsiyelerine uyarak Kaz Evinde yedik. Tadı güzeldi evet ama bizim evdekiler bence daha güzel yapıyor. Bize gelin 🙂 Şaka bir yana siz iyisi mi taksicinize bir danışın. Çünkü son gün dönerken duyduğumuza göre bazı evlerde insanlar kendileri yapıp sizi davet ediyor ve orada yiyip daha az bir ücret ödüyormuşsunuz.

Bunların dışında piti, hangel, evelik aşı, ayran aşı ve diğer ev yemeği türevlerini Hanımeli lokantasında yedik. Herkes de orayı önermişti. Fena değil, gidilir. Zaten oraların yerlisini tanımıyorsanız gideceğiniz alanlar böyle internette bulduğunuz yerlerle sınırlı maalesef.

Bu arada eskaza Kosof Cağ Kebabı Restaurantına gittik ve hayatımda yediğim en güzel cağ kebabını yedim. Hah bir de döner için yine merkezdeki Tadım Dönercisini kesinlikle öneririm. Özellikle öğle saatlerinde, et yeniyken…

Bu arada Kars’ta yediğiniz etler biraz sert gelebilir size. Malum oranın hayvanı geniş arazide büyüdüğü için kaslı olur.

Çıldır gölünde sarı balık yemenizi tavsiye edecekler. Balık müptezeli olmadığımdan ben çok beğenmedim. Kızartma balığı sevmem, fazla yağlı geldi. Adam başı 40 lira da para verdiğimizi belirtmek isterim.  Ama kışın da denemek lazım. Lezzetler ve mevsimler arasındaki bağlantıya hep inanmışımdır çünkü.

Bu arada çıldır gölü çok ama çok güzel!

Çıldır’da kıyıdan araçla geçebileceğiniz ufak bir ada var. O adada festivaller düzenleniyor. Denk gelirseniz güzel olur. Hoş, denk gelmezseniz de yine gidin, ufak bir tepecik var üzerine çıkın ve fotoğraf çekilin.
Kazlar yüzerken…

SONBAHARDA KARS

Peki sonbaharda nasıldı Kars?

Arkadaşlar, her yeri bina olan bir şehirden, hiç yüksek binası olmayan ve alabildiğince bomboş olan bir şehre gittim. Göz alabildiğince –mevsiminden dolayı sarı- arazi gördüm. O arazinin yazın rengarenk ve kışın bembayaz olduğunu düşündüm. İnanın, çok ama çok güzel bir mola oluyor insan için. Yollarda giderken aniden önünüzü kesen kaz grupları yüzünüzde güller açtırırken, boş arazilerde otlayan hayvanlara hayretle bakıp, çıldır gölünün 50 km uzunluğunda oluşuna şaşırarak geçecek zamanınız.

Hah, eleştirmeden edemeyeceğim, Kars merkezi bakıma muhtaç. Sağ olsun eski belediye 450 trilyon borçla devrettiği için yeni başkan Ayhan beyin oraları toparlamak için zamana ihtiyacı var. Ama umarım o atıl duran tarihi rus evlerini bir bakıma alır, hatta müzeye çevirir. Özellikle Kars kalesi kesinlikle elden geçmeli ve tepeye güzel bir tesis inşa edilmeli. Çünkü şahane bir manzarası var.

Gezeceğiniz yerleri detaylı olarak yazmayacağım, çünkü bu benim işim değil. Ben şahsen ahan da şu alttaki sitede bulunan rotayı takip ettim. Zaten şehir merkezindeki gezilecek noktalar için 1 gün fazlasıyla yetiyor da artıyor bile. Üstelik hepsi birbirine yürüme mesafesi.  Sadece Çıldır, Sarıkamış, Ani ve çevre köyler vb yerlere gitmek için araca ihtiyacınız olacak

İlgili rota link: https://www.bizevdeyokuz.com/kars-gezilecek-yerler

ANİ ŞEHRİ

Ani’ye giderken bir yandan Ermenistan’daki en yüksek dağı görüyor olacaksanız. Şansınız varsa Ağrı Dağı’nı da görebilirsiniz. Hava açık olduğunda net bir şekilde görülüyor. Sürekli görülmediği için de oranın halkı “yeni gelin” diyor oraya. Ayrıca isterseniz 2,5 saatlik bir yolculukla Ağrı, İshakpaşa Sarayını da görmeye gidebilirsiniz. Size kalmış….

Ani, Ermeni Hristiyanların, Hristiyanlığı ilk kabul ettiği yer. Aynı zamanda İpekyolu ticaretinin de göbeği. Ani’den aşağıya, Ermenistan’la bizim aramızdaki nehire baktığınızda yıkılan ipekyolu köprülerine kadar görebilirsiniz.

Ben şahsen aniyi bir iki kümbetten ibaret sanıyordum ama direkt girişinde koca bir sur ile karşılaşıyorsunuz. Sur’dan sonrası ise tam bir tarih. Lakin -bu kısmı küfretmeden edemeyeceğim- bazı orospu çocukları oradaki tarihi eserlere hep yazılar yazmış. Bence bu konuda artık ciddi cezalar ve güvenlik tedbirleri uygulanmalı.

aşağıda baktığım köprü önceleri ipekyolu ticareti için kullanılırmış.
Nehirin arkası Ermenistan. Askeri kuleleri görebilirsiniz bakınca.
En beğendiğim yapı, fakat dışına hep yazılar yazmışlar.
hala restorasyonu yapılan yapılar mevcut
Alabildiğince açıklık var heryerde…
Surları görünce ilkin gördüğünüz manzara insanı şaşırtabilir.
Ani’nin girişi bu surların içinde. Giriş 10 Tl ya da müzekart ile ücretsiz.

BOĞATEPE KÖYÜ VE DÜNYANIN EN İYİ PEYNİRLERİ

Genelde Kars’a gelen turistleri ilk getirdikleri yer Boğatepe Köyü.  Çünkü Gravyer peynirinin en iyisinin üretildiği yer burası. Yıllar önce Malakan Rusları bu bölgeye sürüldüğünde aileden peynirci olan abimiz farketmiş ki burası hem rakım nedeniyle hem de yetişen ot çeşitliliği nedeniyle gravyer peynirinin yapılacağı en güzel yer. Biz de hala bu mesleği sürdüren Koçulu çiftliğine giderek tadına baktık ve gerçekten harikaydı. Hemen siparişlerimizi verdik. İstanbul’da da bu lezzeti almak isterseniz İpek Hanım’ın Çiftliği isimli organik gıda satış dükkanından sipariş edebilirsiniz.

Köyün içinde ufak da bir peynir müzesi var. Müze deyince gözünüze çok ihtişamlı bir şey gelmesin bu arada. Çok ufak bir alan. Peynir üretimi için ilkin kullanılın araç gereçleri koymuşlar. Bir de bilgilendirme yazıları var…

cof

Boğatepe’de çok güzel bir kahvaltı kültürü geliştirilmiş. Bunu hiçbir yerde okumadığım için şaşırtıcı bir deneyim yaşadık. Taksicimiz bizi kahvaltıya Boğatepe’ye götüreceğini söylediğinde bir kahvaltı dükkanına gideceğimizi sandık. Ama meğerse oradaki evlere konuk oluyormuşsunuz. Böylelikle halk para kazanırken rutin hayatlarına da bir renk geliyor. Hem siz de gerçek bir Karslı’nın evine misafir olmuş oluyorsunuz. Bizim şansımıza Koçulu çiftliğinin sahibinin ablasının evine gittik. Gerçekten şahane insanlardı. Özellikle teyzenin ikram ettiği kaymağın tadını unutamayacağım.

Başka merak ettiğiniz ve sormak istediğiniz bir şey var iste ister sosyal medya hesaplarımdan isterseniz de buradan sorabilirsiniz.

görüşmek üzere…

Emrah Ateş
instagram: @hikayeadami
twitter @hikayeadami
mail: emrh.atess@gmail.com

Tags : çıldırgezigrevyerkarskars gezilecek yerlerkars gezisikarslı olmakkasta ne yenirkazseyahat
Emrah Ateş

Yazar Emrah Ateş

Yorumlar