close

“Masanın yanındaki aynaya takıldı gözü. Orada zavallılığını
gördü, “büyük ve güzel” şeylerin yokluğunu gördü
yüzünde. Yıllarca yanıbaşında yaşayan Selim’in, bu yüzü
güzelleştirmesine nasıl izin vermediğini, sunulan zenginlikleri
nasıl kör bir inatla geri ittiğini gördü. “Bir dostun varlığı
güzel bir şeydir; fakat bir dosta ihtiyaç duymadan yaşayabilmektir
önemli olan” sözünü söyleyen Turgut’un fakir
suratını gördü”

Oğuz Atay-Tutunamayanlar

 

Ben yıllardır yazıyorum, bu ilk değil, son da olmayacak. Çocukken sınıftaki kızları etkilemek için maniler yazardım misalen. Sonra birbaşkasını etkilemek için yazdığım şeyler başkalarını değil yalnızca beni etkiledi. Etki büyüdü büyüdü büyüdü. Yazmak terapi, yalnızlıktan kurtulma biçimi oldu trajikomik hayatımda. “Ooo anlatsam roman olur” dedim ve anlattım hep. Yazdım yazdım yazdım. Bu benim hayatım diyecek şekilde yazmadım belki ama kendi hayatımdan, herkesin hayatından bir şeyler yazdım tüm kitaplarımda

Şu aşağıda elleri cebinde gördüğünüz çocuk var ya, daha Don Kişot’u yeni okumuştu o zamanlar. Fareler ve İnsanlar ile tanışmamıştı henüz. Seviyordu kitap okumayı ama gözü diğer çocukların sürdüğü eşyalardaydı. Para biriktirip kaykay almıştı. Aldı dediysem de hurdacıdan, ikinci el. Yine de onundu işte. Sonra attı babası bu salak kesin sürerken araba çarpar diye. O yüzden eli cebinde hep izledi insanları. Onları, onların olanı… Hayatımın özeti: “herkesin bir şeyi vardı benim yoktu”

O zamanlar aklımda yoktu kitap çıkarmak. Çocukken büyülü geliyor böyle şeyler insana. Öyle de gelmeli belki de. Şimdi benim gibi her önüne gelen kitap bastırabiliyor işte! Kalmadı büyüsü. Hasan Ali’nin de dediği gibi “bir kazadır oldu kusura bakmayın; yazmış bulundum” diye özür diledim okuyucudan son kitabımda

Gelgelelim, ilk kitabım çıktığında liseye giden bir okurum, hafta sonu fuara geldi üniversite öğrencisi olarak. Bir okur büyütmüşüm dedim; ne güzel… Böyle zamanlarda yeniden buluyor beni yazar olmanın, yazmanını büyüsü…

İnsanlar “yazdıklarını kim okuyacak” dediği zamanlarda blog yazarıydım daha. Bir mail düşmüştü mailime hep anlatırım, aşk acısı çeken bir yaşıtımın duygu yüklü mailiydi. Teşekkür ediyordu bana. Ne zaman yazmaya küsesim gelse bu örnekleri hatırlarım. Çünkü tepkiler değişmedi, “kaç para kazanıyorsun”a döndü sadece.

Hoş şimdi de entelektüel olmayan çevrem kitap çıkardım diye dalga geçmeye devam ediyor hala ama biliyorum, güzel şeylerin yokluğu her zaman var, bu da onlardan biri işte. Ben de zaten o insanları yazıyorum biraz, varsın olsunlar o zaman; iyi ki varlar hatta!

Karışık konuştum biraz ama inanın heyecanım büyük. Ben hep buradaydım belki ama yeniden aranıza dönmüş gibi  sevinçliyim. Çünkü bu kitap sesim oldu. Okurken benim sesimi duyacaksınız. Umarım okursunuz. Umarım seversiniz…

Not: Fuar programım aşağıdaki resimde, internet satış linki ise bir altta; tık tık 

https://www.dr.com.tr/Kitap/Guzel-Seylerin-Yoklugu/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno=0001783818001

Tags : emrah ateşgüzel şeylerin yokluğuöykütürk edebiyatıyeni kitap
Emrah Ateş

Yazar Emrah Ateş

Yorumlar