close

Önceleri dilimin üstünde patlayan şekere gülüp, elimdeki çatapatı yere sürterek hayattan zevk alırdım. şimdi ise büyüdüm ve hayatımda ne değişti ? Hep aynı soru aklımda; zamanı tutabilir miyim elimde ?

Mesela ışıklı bir ayakkabının verdiği rahatlığı hiçbir ayakkabı vermiyor artık. Çünkü hiçbir ayakkabım başucumda uyumuyorum sabaha kadar. Kışın bittiğini ”havaya üfleyip ağzımdan buhar çıkmamasına yormak” gibi bir derdim yok haber bültenleri varken. Ki her cinayet; o kadar sıradan artık, hayatın bir olgusu bir bütünü.

şiddet…

Birbirlerinden nefret etmeye uğraştıklarının yarısı kadar sevmeye uğraşmıyor insanlar birbirini. Kime sorsam dertli, kime sorsam yalnız, kime sorsam birilerini istiyor yaşantısında, ama ilk fırsatta da öyle havada ki burun…

ne diyordu kaybedenler kulübünde;
bunca insan yalnızken
neden bunca insan yalnız?

Ama öğrenmişiz ergenliğimizde büyüklerimizden; geri adım atmayı. ”Ne kadar kaçarsan o kadar kovalarnırsın, s*keni severler, seveni değil” teması altında öyle bir büyütülmüşüz ki, ne zaman biri bir adım atsa, kendi adımı araf oluyor insanın..

Oysa sevmek öylesine hoş ki. Bunu bile beceremiyoruz adam gibi.

Bahar geliyor diye yazmıyorum bu yazıyı. Bahar’a alerjim var çünkü. İnsanlar kışın daha bir samimi daha bir sıcak gelir bana. Hava sıcak diye birbirinin ellerini tutmaya üşenen sevgililerin mevsiminin bir öncesidir bahar. Hava biraz düzeldi diye, ”yahu havalarda ısındı gezecek birini bulalım” diyenlerin mevsimidir misal. İçinin her kıpırdanışını aşk’a yoran, ve bu uğurda üzen- üzülen insanların mevsimidir. Bahar aslında yalnızca bir mevsim geçişidir… Siz siz olun mevsimsel sevmeyin. Kış’ın sevmeye yüreği olmayanın bahar’dan beklentisi olmasın.

Emrah Ateş
2014 -Mart

Antalya

Tags : aşkbaharvan gogh
Emrah Ateş

Yazar Emrah Ateş

Yorumlar