close

Sürekli geçmiş zamanları anlatan kitapların, filmlerin, dizilerin çıkması, sevdiğimiz sanatçılar ölüyorken çektiğimiz acı… Bunlar normal olarak görülse de aslında bulunduğumuz zamandan ne kadar memnuniyetsiz olduğumuzun da göstergesidir.

Ölene tabii ki üzüleceğiz ama ölenden çok onlarla ölen anılarımıza da üzülüyoruz aynı zamanda. Kaliteli geçirdiğimiz zamanların yok oluşu onlar. Bundan on sene sonra kime, neye, ne için üzüleceğiz diye bir sorgulamaya başlıyor insan…

Çünkü Cranberries’in solisti ölünce, 90lı yıllarda odana kapanıp da sözlerini anlamasan da yine de hüngür hüngür ağladığın o an da ölmüş oldu biraz. Ailen hiçbir zaman niye dinlediğini anlamadı o müzikleri, sen de anlatamadın bir türlü.

Tüplü televizyon her ne kadar şimdi bir boka yaramıyor olsa da, derdin o televizyon olmadı hiçbir zaman, ailenle o televizyon karşısında geçirdiğin zamanı hatırladın hep. Fakirlik, sizi bir arada tutuyordu. Şimdi herkes kendi odasında Led Tv’den izliyor dizisini.

Ne güzel diyordu Turgut Uyar;
ben sana kürk alamam doğrusu
güzel bileklerine bilezik alamam
bir kap yemek, bir elbise
öyle bir tad var ki fakirliğimizde
başka hiçbir şeyde bulamam…

Artık şiirlerde bile büyük bir yozlaşma var. Kaybolan bu değil mi biraz da?

Olanaklardan faydalanmayı yanlış anladın hep. Sana verilenin fazlasını aldın, alıştın, istedin. Bu yüzden güzel ülkene son 20 yılda gelen her değişikliği hiç sorgulamadan aldın. 10 yıl önce bilim kurgu filminde izlediğin sahnelerin şimdi gerçek olması şaşırtmadı seni hiç. Hazırdın! Bir telefon sırf kendini karanlıkta açabilsin diye binlerce lira vermeye hazırdın.

Ama insansın işte. Ne zaman ki bir parça kopuyor geçmişinden, işte o zaman anlıyorsun aslında o büyük değişikliği. Ölüm, hatırlatıcıdır unutma! Ama buna da alışırsın kardeşim, buna da

Emrah Ateş

Tags : cranberriesnostalji
Emrah Ateş

Yazar Emrah Ateş

Yorumlar