close

Bilhassa plaza çalışanlarında görmüş olduğum bir durum var; (plaza ve kurumsal firmalarda statü sahibi çalışan sayılarının yüksek olması; bu durumun statü egosunu ön plana çıkarması ve kişilerin bunu kişisel yaşantısına da bulaştırmasından dolayı bu örneği vereceğim)

Misal, lokantada yemek yerken yere çatal düşse, yenisi gelene kadar yerden almayan tipler bunlar. Niye, çünkü garson diye bir şey var. Otobüse bindiğinde kolay gelsin demez, çünkü ona göre zaten çok kolay bir iştir bu. İşyerinde gördüğü arkadaşına günaydın demez, çünkü ona gün aymamıştır hala. Niye gülsün ki, yarın birgün bir projede rakip bile olabilirler…

Ne yazık ki birçok insan özellikle hizmet sektöründe çalışanlara saygı duymayıp “paranın karşılığı” adı altında çalışanı sömürüyor. Bunu yalnızca işveren işçiye yapmıyor. Müşteri de tedarikçiye yapıyor.

Bir mimara duyulan saygı binanın inşaatındaki duvar ustasına duyulmuyor mesela. Çünkü, mavi yaka denilen işçi sınıfının bunu hak etmediğini, tenezzül edilmemesi gerekilen hatta mesafeli durulması gerekilen bireyler olduğuna inanılıyor. Oysa emek zincirinde onlar da halkanın bir parçası. Hatta en önemli parçası.

Geçenlerde bir arkadaşım çalıştığı şirkette(!) şöyle bir olay yaşamış; yemekten kalkan kişi, tepsisinden düşürdüğü çöpe dönüp bakıyor, orada olduğunu görüyor, eğilip almak yerine gidiyor.  Sebep çok açık, şirketin temizlik çalışanının görevi olduğunu düşünüyor. Oysa o çöpü yerden almak ahlaki bir görevdir; net!

Dışarıda yere çöp atan insan da genelde aynı şeyi düşünür. Hatta hemen hemen hepimiz “ya’u çöpçüler ne iş yapacak o zaman aç mı kalsın,” cümlesini mutlaka duymuşuzdur. O zaman tüm çöpleri dışarıya dökelim. Böylelikle işsizlik sorunu da ortadan kalkar.

Emrah Ateş

Tags : eleştiri
Emrah Ateş

Yazar Emrah Ateş

Yorumlar